CITYTREND Eylül 2011 Sayı 3 RÖPORTAJ “MAVİ”

Mavi, albümünün dördüncü şarkısı Bırak’ a Bodrum’ da klip çekiyor…

 

Çünkü O bir Bodrum aşığı…

 

 

BIRAK

Çizdiğim satırlar diyorlar ki

Göze almalı

Yanlışı seçmeyi de

Hızlı büyümeyi de

Yıktığım duvarlar diyorlar ki

Göze almalı

Ateşten geçmeyi de

Yalnız yürümeyi de

Bırak kendini gecenin içine

İç kadehinden payına düşeni…

 

Tam da çizdiği satırlar gibi Mavi’ nin hayatı…

Önce avukatlık mesleğini seçmiş, gönlünde şarkı söylemek olduğu halde.

Göze almış giden yılları, ailesi mutlu olsun diye.

Sonra 30 lu yaşlara geldiğinde “hayır” demeyi öğrenmiş, yıkmış duvarları her şeyi göze alarak, sevdiği ve inandığı şey uğruna…

O, çıktığı yolun kolay olmadığını bilerek, kah yalnız, kah yanına katılanlarla birlikte emin adımlarla yürüyor…

Peşinden gittiği hayallerinin dayanılmaz inancında, keyifle kadehini yudumluyor şimdi…

 

 

Ortakent sahilindeki bir plajda, klip çekimi arasında az gürültülü bir köşe seçip minderlere oturuyoruz.

 

Patates kızartması ve içeceklerimizi sipariş ediyoruz. Keyfimiz yerinde sohbete başlıyoruz:

 

“Senin bu mavi hallerin” demiştim ilk tanıştığımızda…

 “Beni 30’ lu  yaşlarıma  götürdü…”  

 

Mavinin Gözünden: Neler oluyor şu otuzlu yaşlarda bizlere?

MAVİ: Kendimizi tanımaya başlıyoruz. Özellikle kadınlarda… Hırslarımız dengeleniyor. Kendimizden çok fazla şey bekleyen tavrımız törpüleniyor. Hayır demeyi öğreniyoruz. Başkalarının eleştirilerine daha az kulak asmaya başlıyoruz. Kendimize daha çok değer verdiğimiz, neyi isteyip neyi istemediğimizin net çizgilerini belirlediğimiz yaşlar olduğunu düşünüyorum. Bir kadının kendini nihayet kadın olarak tanıdığı, sevdiği, en azından sevmeye başladığı, kim olduğunu keşfettiği yaştır bence otuz…

Mavi‘ den ilk dinlediğim ilk şarkısı 30 klibi…

 

 

MG: Kafana koyduğunu yapar mısın? Yani Asi misin?

MAVİ: Çok fena asiyim… (Kahkaha atıyor)  Kelime anlamıyım, sözcük karşılığıyım diyemeyeceğim, en beteriyim…

 

MG: Memnun musun peki?

MAVİ: Çok memnunum. Bunu demek pek güzel değil belki ama ben “asilik asalettir” sözüne inanırım. Durdurulamayan, önüne geçilemeyen, önüme engel koyun yıkayım, geçeyim bir zahmet diyen bir çocuktum her zaman. Büyüdüm;  tabii ki öyle sebepsiz asilik ve serserilik değil ama şimdi de başkalarına ve kendime zarar vermeme çerçevesinde asi olmaya devam ediyorum. Kova burcu olmamın etkisi olabilir. Çok fazla kafamın dikine giderim. Fikir sorsam da insanlara, önce dinlerim ama her zaman bildiğimi okurum. İçimden bir ses kalk git diyorsa kalkar giderim. Dur bunu bir tartayım demem…

 

MG: İlk albümünün çıkış tarihi nedir ve bu albümde kimlerle çalıştın?

MAVİ: Ekim 2010 da ilk albümümüz çıktı. Bu albümde bir sürü enteresan insanla çalıştım. (ketçap da alalım mı?). Benim elimde bir sürü canlı kayıtlarım, aranjelerim vardı. Orkun Tunç ve Taner Yurdakulu ile çalıştım. Orkun, Türkiye’ nin ilk belki de tek punk grubu Rashit’ in kurucusu ve davulcusu. Daha çok remix yapıyorlar. Teoman’ a, Mirkelam’ a remix yapıyorlar. Nazan Öncel’ e bir aranje yaptılar. Yeni yeni müzik piyasasına giriyorlar. Onlar benim şarkıların bazılarını alıp R&B ritimlere oturtup daha modern bir hale getirdiler. Özellikle “Neler Oluyor” da sıfırdan yaptılar. Şimdi ikinci albümde de yine onlarla akustik yapıyoruz bu sefer ama yine Orkun süpervizor olacak. (tuz da istiyorum demin unuttum söylemeyi)

Seyyal Taner‘ in müthiş şarkısı “Neler Oluyor” u Mavi‘ den dinlemek ister misiniz? Yorumunu ben çok beğendim…

 

 

MG: Çıktığın yolda engellerin oluyor mu? Evetse bu engelleri aşma yöntemlerin nelerdir?

MAVİ: Tam da bugün bunu arabada düşündüm. Biz bu hafta klip çekimi için Bodrum’ dayız malum. Ne kadar olmayacak ve ne kadar zor koşullarda ne kadar enteresan şeyler yaptığımıza bir baktım. Hani bir laf vardır “Zoru başarırız ama imkansız zaman alır”. Engelleri çok kafaya takıyor ve üzülüyorum belki ama aslında galiba benim ihtiyacım olan şey engel aşmak zaten. Ve fark ettim ki, beni her zaman çok zor bir işi, zor bir projeyi bitirmek çok mutlu ediyor. Anladım ki ben bu yola kendimi sınamak, bu engelleri aşmak ve bu mutluluğu yaşamak için çıktım. Aşma yöntemlerim bazen oturup ağlamak, isyan etmek ama bazen de enerjiyi toplayıp girişmek. Bir şekilde iç enerjiyi güzel muhafaza etmek gerekiyor. Çünkü, aslında yalnız değilim çok yardım eden dostum var ama onların hepsi, bende o enerji ve inanç oldukça var. Ben bir şekilde vaz geçersem herkes vaz geçer. O yüzden birazcık yalnız bir yol…

 

MG: Avukatlığı bırakıp müziğe geçtiğinde şok geçiren ailenle nasıl sulh sağladın?

MAVİ: Önce bir süre çok kırıldım tabi. Çünkü çok zor bir yol ve en azından manevi anlamda “arkandayız” duygusunu bekliyordum. Fakat tabii hayat her zaman beklediğimiz gibi olmuyor. Onlara uzun süre ciddiyetimi anlatmak için, albüm çıkana kadar bakın bunları yapıyorum dedim ama başka bir yerde kuş ötüyormuş gibi davrandılar. Hiç dinlemediler… Konuyu değiştirdiler… Bir süre sonra albüm çıkma işi uzayınca “inat ediyor malum”, daha da uzayınca “herhalde olmayacak bu iş” demeye başladılar. Onlar hani biz bir şey demeyelim de zaten muhtemelen olmaz da vazgeçer gibi bir havaya girdiler. Sonra olmaya yüz tutunca da “hadi bakalım” dediler. Olduktan sonra da; şimdi belki çok yürekten çok istemiyorlar, bana çaktırmıyorlar ama iyi şeyler duyduklarında hoşlarına gittiğini hissediyorum. Fikir vermeye başladılar, hatta müzikal anlamda. Ufak ufak sahip çıkmalar başlayacak”lar” (silinecek) galiba…

 

MG: Albümünde “Neler oluyor”  dışındaki şarkılar senin söz ve müziğin… Sana bunları yazdıranlar neler? Nelerden ilham alıyorsun?

MAVİ: Ben kelime saplantılı birisiyim. Küçüklükten beri yazı yazıyorum. Hikaye, şiir yarışmalarına katıldım. Çok okurdum küçükken. Çok hızlı konuşurdum, çok hızlı, çok fazla yazardım. Derdimi her zaman yazarak daha iyi anlatırım, doğru kelimeleri daha iyi seçerim. Bir şekilde geliyor sözcükler arka arkaya. Bazen de müzikle aynı anda geliyorlar ki işte o şiir gibi bir şey, çok şahane bir an oluyor. Tabii ki insana aslında en çok acı ve özlem bir şeyler yazdırıyor ama benim mutlu anlarımda da çok mutlu şeyler yazdığım oluyor. Çok fazla acılı aşk tarzında değil benim şarkılarım, daha çok umut üzerine. Yeni çağ insanlarının birbirine yaklaşamaması, birbirine açılamamaları ve kendilerini korumaları üzerine. Hayat bu ve korkmayalım, hayatı yaşayalım diyorum. Hayata bakışım ilham veriyor…

 

MG: Popüler müzik diyemiyorum senin şarkılarına… Sen nasıl adlandırıyorsun?

MAVİ: Ben de diyemiyorum aslında. Eskiden Türkçe Sözlü Hafif Müzik vardı. Aslında budur. Pop müzik diye çok geniş kötü bir aralık oldu. Birisi sorduğunda “Pop mu?” diye ben utanıyorum. Herhalde Türkçe Sözlü Hafif Müzik yapıyoruz. Bir de pop müziğin dönüştüğü şeyle alakası var. MFÖ de aslında pop müzik yapıyordu. Onno Tunç da pop müzik aranjeleri yapıyordu. Bugüne geldiğimizde çok öyle olmuyor. İsim vermeyeyim ama; “barda gördüm seni, miniydi eteğin, gel güzelim seni arabamla eve götüreyim…” gibi şeyler oluyor… Bunlar da pop müzik. Çok kolay tüketilir bir şeye döndü. Çok kolay tüketilir bir şeyin içinde olduğumu düşünmüyorum. “Çok güzel bir şarkı ama hit olmaz bu” diyorlar. Hit olsun mu? Olmalı mı? Hit olan parçalar birkaç ay sonra bitiyor. Biten bir şey olsun ister miyim bilmiyorum…

 

MG: Bırak’ a klip çekiyorsunuz… Neden Bodrum’ da?

MAVİ: Ben Bodrum’ u çok seviyorum. (çok içten gülümsüyor) Daha 22 yaşındayken Gümüşlük’ te butik bir otelde kalıp, Bodrum’ a yerleşme planları kurmuş birisiyim. Her sonbahar tek başıma Bodrum’ a gelip, 48 plaka çok döküntü bir araba kiralayıp, sabah Yalıkavak, öğlen Gümüşlük sonra da Yalıçiftlik gibi farklı yerlerde olup Bodrum’ la bir aşk yaşama halim vardı. Bu şarkı ve klipte, biraz benim kendi hayatım ama biraz da idealize ettiğim hayatım var. Bodrum‘ da yaşayan bir kadın, hafif burjuva ama hayatın keyfinde, küçük zevkleri olan renkli bir insan. Benim kendi kıyafetlerim, kendi yürüyüşüm, kendi uğradığım mekanlarla beraber, benim gibi burada yaşayan bir insanla karşılaşma ve yakınlaşma hikayesi. “Korunsan bile kaybedersin bu oyunda, vazgeç deneyelim” gibi bir öğüt var. Güzel bir şey çıkacak ortaya…

 

Bodrum‘ da çekilen Bırak şarkısının klibini izlemek ister misiniz?

MG: Şarkılarını dinlediğinde ya da kliplerini izlediğinde ne hissediyorsun? Kendini eleştirir misin? Ya da “hah tam istediğim” gibi olmuş dermisin?

MAVİ: Şarkılarımı dinlediğimde de eleştiririm. Bazen tam istediğim oluyor şarkılarım. Kliplerle ilgili işin başında olduğumuz, koşullar ve olanaklar sınırlı olduğu için kafamızdakini tam olarak yapamıyoruz. Beklentilerim de elimdeki olanaklarla doğru orantılı. Ama gitgide yükselen bir grafik var. Neler Oluyor klibini çok sevmiştim, şimdi Bırak klibini daha çok seveceğimi biliyorum. Yeni albümün ilk şarkısına – hatta senin dinlediğin şarkı – çok güzel planlarımız var. Çıtayı gittikçe yükseltelim istiyoruz…

 

MG: Aşk var mı? Aşk için neleri göze alırsın?

MAVİ: Aşk var herhalde. (ahahaha)  Aşk var ama birsürü birsürü aşk var ve herkese göre tanımı çok farklı. Benim de aşk anlayışım süreçte çok değişiyor. Kimyayı, tutkuyu, acıyı ve hafif obsesif durumları aşk zannederken ordan sevgiye kaydığı, ordan ruh ikizliğine gittiği oldu. Aşk neye denir isim olarak bilmiyorum ama şunu biliyorum ki seni tanıyan, seni seven, saygı duyan, beraber yürümek isteyen, gözüne baktığında ne düşündüğünü bilen biriyle birlikte olmak dünyanın en keyifli şeyiymiş… Bu, beraber çok zaman geçirdiğin için normalleşebilir de, birbirinize alışadabilirsiniz de, dokunduğunuz anda çarpılmayabilirsiniz de ama konu o değildir. Önemli olan aslında, yanında yürüdüğün insanla aynı yöne doğru değişmektir. Çünkü zaten değişiyor insanlar, beraber kalma niyeti ve bunun için gösterilen çabadır esas aşk. Ve buna emek vermek…

 

MG: Yeni albüm desem?

MAVİ: Ah keşke… Bodrum’ dan döner dönmez inşallah stüdyoya gireceğiz. Sekiz tane benim şarkım var, 2 tane enteresan cover şarkımız var. Belki bu 3-4 olabilir. Akustik, sade, benim sesimin ön planda olduğu, benim yakın zaman şarkılarımın yer aldığı bir albüm. Hit olmayabilir yine. Ama şunu biliyorum ki, ilk albüme göre çok daha iyi şarkı söylüyorum. Daha net ve daha imza bir albüm olacak gibi geliyor. Sabırsızım, inşallah Ekim, Kasım gibi yeni albüm çıkabilir…

 

MG:  Nasıl gidiyor albüm satışları?

MAVİ: Bununla ilgili şirkete sormaya çekiniyorum açıkçası. Ben kendi şarkılarım yayılsın istiyorum. Ve konser verebileyim istiyorum…

 

 

MG: Hayallerin gerçek oluyor mu?

MAVİ: Valla galiba ben biraz tatminsizim. En büyük hayalim albüm çıkmasıydı. Çıkınca çok büyük bir şey olacak sandım, his olarak. Ama olmadı… Hep bir step sonrasını düşünüyorum hayatımda. Bir sonraki daha da iyi olsun diye düşünüyorum. Hayalim gerçek oldu, şimdi başka bir hayalim var. Daha iyi şarkılarla daha çok insana ulaşmak ve onu görmek…  Ama oluyor yani ben olduruyorum bir şekilde. Belki düşe kalka ama… Çocukken çok uçuk bir hayalim vardı. Ben bunu şimdi denemezsem hiçbir zaman deneyemeyeceğim demiştim. Çünkü belli bir süre sonra yaralanmaya bu kadar açık olmayabiliyor insan. Son bir enerji, son bir gazla 28- 29 yaşımda da işi bıraktım ve çık buradan git şeklinde bir şey yaptım. Hayal gerçek olmuyorsa da denemiş olurum dedim. Gerçek oluyor…

 

MG: Bir 30 yıl daha şarkı söylemek ister misin?

MAVİ: Otuz yıl daha ne yapmak isterim bilmiyorum. Paylaşmak isterim onu biliyorum. Paylaşmak, şiir yazarak mı olur, köşe yazarı olarak mı olur, şarkı söyler miyim? İlla söylemeyi severim… Bildiğim şey insanlara bir şeyler vermek, istediğim bu. Ne şekilde olur onu biraz zaman gösterir. Sahnede ölmek istiyorum diyenlerden değilim. Bu iç huzuru korumayı ve yine burada olmayı, başka bir takım lezzetleri, aileyi, arkadaşları, kendim kalmayı daha önde tutuyorum. Aslında sahnenin de tadını çok fazla almış değilim. Belki de bundan bir sene sonra diyeceğim ki “hayatımın en büyük adrenalini bu”…

 

MG: Tamam ben de seneye bir daha sorarım…

 

Füsun Bay Canbay

 

CITYTREND Temmuz 2011 Sayı 1 /// BODRUM KANATLARIMIN ALTINDA

CITYTREND Ağustos 2011 Sayı 2 /// BODRUM – GÜMÜŞLÜK

CITYTREND Eylül 2011 Sayı 3

CITYTREND Ekim 2011 Sayı 4

CITYTREND Ekim 2011 Sayı 4 RÖPORTAJ “BÜLENT ÖZDEMİR”

CITYTREND Kasım 2011 Sayı 5

CITYTREND Aralık 2011 Sayı 6

CITYTREND Ocak 2012 Sayı 7

Yazı ile ilgili yorumlarınızı alabilir miyim? Benim için önemli... ;)