yüksek ökçeler

YÜKSEK ÖKÇELER ve 26. BODRUM CUP

Bodrum Cup Yelkenli Yat Yarışları’nı Bodrum’ da yaşayıp da bilmeyen yoktur herhalde…  2001 yılından beri aralıksız katılırım. Sevgili eşim Murat Can Canbay, hem komite üyesi hem de yıllardır yarışların sunuculuğunu yaptığı için sayesinde bize ayrılan bir komite teknesinde ben de harika bir beş gün geçiririm.

Yarış heyecanının içerisinde olmak, yüze yakın yelkenli teknenin masmavi deniz üstünde seyrini izlemek inanılmaz keyiflidir. Beş gün süren yarışlarda her sabah başka bir koyda uyanırsınız. Bu sadece bir yarış değil deniz üzeri festivaldir. Sezon sonunun en güzel zamanları olan Ekim ayı bizim için The Bodrum Cup zamanıdır…

Yüksek Ökçeler grubu olarak eğitim aldığımız Türkiye’nin ilk ve tek okul gemisi STS Bodrum Okul Gemisi bizim için çok kıymetlidir. Yurt içi ve yurt dışı yarışlarda önemli dereceleri olan okul gemimiz yine yurt dışından ödüllerle döndüğünde limanda karşılamaya gitmiştik. Teknenin tasarımcısı ve eğitmenimiz Yücel Köyağasıoğlu’nu tebrik ettikten sonra sohbet sırasında aklıma cin gibi bir fikir geldi. “Hocam” dedim… “Yarışlara hep başkalarını götürüyorsunuz. Bir kere de biz yarışsak… Olmaz mı?” Yücel hoca her zamanki gibi babacan tavrıyla bundan kendinin de çok mutlu olacağını ama bunun için Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon’ dan izin almamız gerektiğini söyledi. Karşılama töreni için STS Okul Gemisi’nde olan başkanın yanına gittim ve derdimi anlattım… Aldığım cevap “Söz!” dedi… “Bu yıl 26. Bodrum Cup’ta siz Yüksek Ökçeler yarışacaksınız!” Havalara uçmamak için tabanlarımı teknenin güvertesine sıkıca bastım… Yupppiii… Teşekkürler Başkan…

Derhal ekip oluşturuldu ve Eylül ayında antrenmanlara başlandı. Çok az zamanımız vardı ve uzun zamandır antrenmansızdık. Başarabilecek miydik acaba? Yücel Hocanın motivasyonlarıyla başarabileceğimize biz de inandık.

Büyük bir disiplin ve arzuyla hergün STS Okul Gemisi’ ne koştuk. İlk gün hamlıktan kas ağrıları yaşasak bile yılmadık. Heyecan, istek ve mutluluk üçgeninde antrenmanlarımızı gerçekleştirdik. Bize inanıp böylesi bir sorumluluk verilmişti. Bodrum STS Okul Gemisi’ni en iyi şekilde temsil edip başarmalıydık…

Bir yandan antrenmanlara devam ederken bir yandan da ekip kıyafetleri için hazırlıklar yapıldı. Bodrum’un simgesi begonvilin rengini seçtik. Eşofmanlar, t-shirler, şapka ve ayakkabılar yarışlara kadar hazırlanmalıydı. Biz de hazır olmalıydık…

Bu arada ekibin en küçüğü benim. Elli yaşında (o zaman 48 dim) en küçük olmak da bi hoş valla… Mimarlar çoğunluk olmak üzere avukat, doktor, bankacı gibi hemen her meslekten kadın var ekipte. Yaşı hiçbirimiz genelde sorun etmeyiz ama bizim kayık biraz büyük. 35 metre boy var. Direk boyları, yelken alanları, dümen, halatlar da tekneyle doğru orantıda olunca oldukça güç gerektiriyor. Ana yelkeni basmak, hele ki randa yelkeni basmak bir olay. Dümen tutmak da hiç kolay değil STS Bodrum’ da…

Teknenin direğinde bulunan ana yelken ve randa vinçleri de oldukça yük taşıyan vinçler. 450 m2 yelken alanı var teknenin. Tüm yükü taşıyan vinçlerin trimini yapmak asla hata kabul etmez. Ufacık bir hatada düşünmek bile istemediğim sonuçlar yaşanabilir. Büyük bir dikkat ve titizlikle çalışmamız gerektiğinin bilincini Yücel hocamız bize daha önceki eğitimlerimizde vermişti. Yine de üzerine basa basa tekrarlayarak uyanık olmamız gerektiğini her daim hatırlattı…

Ve beklenen gün geldi çattı… Ekiplerin kortej yürüyüşünde biz de pankartlarımızla yerlerimizi aldık. Bu yılki yarışların teması “Barış”. Mesajımız net ve açık. “Yurtta barış, dünyada barış”

Yarış kampanası bizim teknemizde, STS Bodrum Okul Gemisi’ nde çalındı ve barışın simgesi güvercinler gökyüzüne bırakıldı. Çanı çalanlardan biri de, teknesiyle dünya turu yapan ilk Türk, büyük denizci Sadun Boro idi. Şimdi engin mavilerde, bizlerden çok uzaklarda olan Sadun Boro’ nun katıldığı en son Bodrum Cup olacağını hiçbirimiz tahmin edemezdik. Saygı ve sevgiyle anıyoruz…

 

Artık hazırdık yarışa… Kadın her yerde kadındır. Renkli ojelerimizle her tırnağımızı farklı renge boyadık. Belki de bunun bize, ekibimize, teknemize uğur getireceğine inandık. Neden olmasın…

İşte yarış başladı. Ekipteki her grup görevinin başında. Hava güzel. Tam da bizim teknenin sevdiği hava. Düşük rüzgarda gitmez bu kayık, sert havayı sever. Diğer tekneleri oldukça arkamızda bırakarak finişe doğru ilerliyorduk.

Bir yandan da trim yapıp hızımızı düşürmemeye çalışıyorduk. İyi finiş aldık ama sonucun ne olacağı raiting hesaplamalarından sonra olacağı için tam olarak kaçıncı olduğumuzu bilmiyorduk…

İlk gün sonuçlanıp teknemizi neta ettikten sonra Açık Radyo’ da yayın yapan, Beysun Gökçin’ in hazırlayıp sunduğu Açık Deniz programına canlı bağlandık. Yüksek Ökçeler kimlerdir? Bodrum Cup nasıl bir yarıştır? Bütün bu detayları anlattığım programın kaydını aşağıdaki videodan dinleyebilirsiniz…

İlk etabın sonuçları geldi. Biz kazanmıştık…

Bunca emek ve çalışmanın sonucu başarıydı. Çok mutluyduk tabi ama ikinci etap daha zorluydu. Kalymnos adasına gideceğiz. Uzun bir etap ve hava sert gözüküyordu.

Kalymnos etabı beklediğimiz sonucu vermedi ama morallerimizi bozmadık. Daha 3 gün daha yarışacaktık. Ertesi gün hava raporları yarışın yapılmasını riskli gösterince Kalymnos-Leros etabı iptal edildi. Tüm ekipler komşu Yunan adasını daha fazla keşfedip çok keyifli bir gün yaşamış oldu. Bu iptalden Kalymnos esnafını da sevindi…

 

Biz de ekibimizle nefis bir koy olan Vathis’ e gidip günün tadını çıkarttık. Birbirinden lezzetli deniz ürünleri yendi ve uzolar içildi…

Aramızda sirtaki bilen arkadaşlar Yunan dostlarla sirtaki bile yaptılar.

Ertesi gün oldukça dinlenmiş ve moralli olarak güzel bir start aldık. Memlekete geri dönüyoruz artık. Finiş hattımız Yalıkavak marina açıkları…

Trim ayarlarımızı sürekli kontrol ederek geri düşmemeye çalışıyoruz. Bir gün kötü bitirdik, bir gün de iptal var, bugünü iyi sonlandırmalıyız…

Ve dördüncü gün zafer yine bizim… Eğlenmeyi hakettik artık. Yalıkavak Marina’ nın ikramları eşliğinde geçen gecede bir de kıyafet yarışması vardı. Tabii biz hazırlıklarımızı çoktan yapmıştık. Madem temamız “Barış” tı, biz de “Savaşma, Yarış” dedik…

Barış temalı kıyafetlerimizle çiçek çocuklar olduk ve birinciliği kaptık…

Bu kadar şamatadan sonra yarış ciddiyetine dönme vakti geldi. Bir etabımız kalmıştı. Sabah brifing, rüzgar bilgisi ve rota okumadan sonra startımızı aldık…

Yarışın son günü Yalıkavak-Bodrum etabı. Bu etapta da derecemizi düşürmemek için herkes çok dikkatli. Yücel hocanın talimatlarına kulak kesildik. Ufacık bir hata saniyeler demek. Hava çok sert, ve tekneyi uçuruyoruz adeta…

Son etabı da başarıyla tamamlayınca zafer bizim oldu….

İstek ve azimli çalışmanın sonucu kupa bizim olmuştu. Tabii bize emekleri geçen en başta Yücel Köyağasıoğlu’na, kaptan ve genç arkadaşlarıma öncelikle 12 kadınla beş gün birlikte olmaya katlandıkları, her anımızda yanımızda oldup destek oldukları ve tüm yardımları için sonsuz teşekkür ediyorum. Kupa STS Bodrum Okul Gemisi’ nin…

Ve tabii ki ekip arkadaşlarım… Hepsi şahane kadınlar. Yelkenle bir araya gelip, ekip ruhunu dibine kadar yaşadığımız deniz kokulu kadınlar… Hepiniz iyi ki varsınız. Seviyorum sizi…

Füsnot: Yelken bahane dostlar şahane… Bu söz şimdi aramızda olmayan bir arkadaşımıza ait. O da bir Yüksek Ökçeli. Rahşan’ ı özlemle anıyorum…

Yüksek Ökçeler kim diye merak mı ediyorsun? İşte burda, tıkla… Yüksek Ökçeler

Daha çok fotoğraf mı görmek istiyorsun? İşte burda, tıkla… Fotoğraflar

Bodrum Cup nasıl bir şey mi? Yarıştan öte birşey… İşte o da burda, tıkla… The Bodrum Cup

 

 

 

 

 

3 thoughts on “YÜKSEK ÖKÇELER ve 26. BODRUM CUP

Yazı ile ilgili yorumlarınızı alabilir miyim? Benim için önemli... ;)